‘Akkuya’da nükleer santrale start verildi, Sinop’ta halk nükleere karşı direniyor, Ruslar Akkuyu projesini durdurdu, İğneada’ya nükleer geliyor… ‘
Yıllardır bu haberlerle dolup taşıyor medya organları. Kuruldu, kurulacak, iptal edildi derken işin güvenlik boyutu ile ilgili İş Güvenliği ve Proses Güvenliği camiasında da bir tartışma başlatmak elzem duruyor. Haber merkezi olarak sizler için nükleer enerji santrallerinde yaşanan kazalardan bir seçki yapıp konuya hafif bir giriş yapalım dedik.

1.Kyshtym – Rusya (29 Eylül 1957)
Rusya’nın Kyshtym şehri yakınlarında bulunan Mayak Nükleer Santrali’nde atık saklama ünitesi yoktu ve yetkililer santralin açıldığı 1948 yılından itibaren radyoaktif atıkları yakınlardaki nehire döküyordu. Doğrudan bölgede yaşayanların içme suyu kaynağı olan nehirden 124,000 kişi orta ve yüksek seviyeli radyasyona maruz kaldı.
1957 yılının Eylül ayında, içerisinde 70 ton atık bulunan havuzlardan bir tanesinin soğutma sistemleri bozuldu ve sıcaklık hızla artmaya başladı. Patlama sonucu 2,5 metre kalınlığındaki beton parçalanarak yeraltındaki tank havaya uçtu. 70-80 ton yüksek radyoaktif içerikli madde açığa çıktı. Binlerce kilometrekarelik alan yüksek dozda kirlendi. Kaza 1970’lerin ortalarına kadar gizlendi. 30 kadar yerleşim biriminin adı haritadan silindi. Yaşanan patlama sonucunda doğrudan ölümler yaşanmasa da açığa çıkan radyasyondan en az 272,000 kişi etkilendi. Radyasyon yüzlerce kilometre yayılırken etkilenen bölgeden 10,000 kişi tahliye edildi. Kaza Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği seviyesi 6 olarak değerlendirildi.

2.Sellafield – İngiltere (10 Ekim 1957)
10 Ekim 1957’de meydana gelen yangın sonucu çevreye ciddi miktarda nükleer serpinti gerçekleşti.
İngiliz nükleer programına plütonyum üreten Windscale Reaktör1’de yangın çıktı. Saatlerce yandı, radyoaktif maddeler havaya karıştı. Radyoaktif bulutlar İsviçre’ye kadar ulaştı. Radyasyonun bulaştığı düşünülen yüzlerce ton gıda maddesi imha edilmiş ve olayda 160 kg plütonyumun etrafa dağıldığı düşünülmekte. Kaza Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği seviyesi 6 olarak değerlendirildi.
Kazanın detayları, hala İngiliz devleti gizlilik kanunları çerçevesinde saklanmaktadır.

3. Bohunice – Çekoslovakya ( 22 Şubat 1977 )
Şubat 1977 ‘de yakıt değişimi sırasında, insan hataları ve tasarım hatalarının bir araya gelmesiyle Çekoslovakya tarihinin en büyük nükleer kazasını yaşadı. A-1 Nükleer santralinde aşırı çekirdek ısınması sonucu radyasyon sızıntısı yaşandı. Kaza Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği seviyesi 4 olarak değerlendirildi.
Kazanın etkileri büyük maddi yatırımlarla giderilmeye çalışıldı. Radyasyon sızıntısının yıllarca süren etkilerinin yanında bu kaza ülkeye 1700 milyon dolara mal oldu.

4. Three Mile Island – ABD (28 Mart 1979)
Pennsylvania, Harrisburg yakınındaki Three Mile Island(TMI) nükleer santralinde 28 Mart 1979 tarihinde saat 4.00 de 2 numaralı reaktördeki arıza ve sonrasında gelişen olaylar türbinin devreden çıkmasına ve santralin tamamen durmasına neden oldu. Operatörler, başlangıçta arızayı gidermek için uğraştılar, ancak cihazlardan gelen sinyalleri yanlış yorumlayıp, durumu tam kavrayamadıklarından reaktör çekirdeğinin(core) etrafındaki suyun önemli bir kısmının buharlaşmasına neden oldular. Böylece bina ve site dışına radyasyon kaçağı başladı ve acil durum ilan edildi. Olay Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği (INES) skalasında 5 puanla değerlendirildi. Yani geniş sonuçlar doğuracak bir kaza olarak tanımlandı.
*Prof. Dr. Veli Deniz’in Önlem Dergisi’nde yayınlanan ilgili yazısı için: http://www.onlemdergisi.com.tr/three-mile-island-nukleer-kazasi/

5. Athens, Alabama – ABD ( 9 Mart 1985 )
Alabama Eyaleti’nin Athens yakınlarındaki Brown’s Ferry Atom Güç İstasyonu, Amerikan nükleer endüstrisinin en kötü kazalarından birine tanık oldu. Hava kaçaklarını denetleme amacıyla mum kullanan iki mühendis oldukça yüksek yanıcı özelliğe sahip olan ve yapıştırıcı olarak kullanılan poliüretan köpükleri kazayla ateşe verdiler. Ateş, reaktörün işlemlerini ve acil soğutma sistemini denetleyen kabloların plastik örtülerine hızla yayıldı. Reaktörün soğutma sistemindeki su hızla düşerken, çalışanlar çaresiz bir biçimde yangını izledi. Asıl önemlisi, bu kaza sonrasında, birçok düzenleme ve güvenlik önlemlerinin çiğnendiği ortaya çıktı.

6. Chernobyl – Ukrayna (26 Nisan 1986)
1986’da Ukrayna’daki Kiev’in 140 km kuzeyinde bulunan Çernobil Nükleer Santralı’nda gerçekleşen kaza, tarihin en büyük facialarından biri olarak görülür, her biri 1.000 Megawatt (MW) gücünde olan dört reaktörün hatalı tasarımının yanı sıra reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılıp peşpeşe hatalar meydana gelmesi nedeniyle olmuştur.
Deneyin yapılacağı 25 Nisan 1986 günü önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı. 26 Nisan günü saat 00:23’ü biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıncı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi. Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi. Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine koşulların oluştuğuna karar verildi. Büyük patlama ise saat 01:23 meydana geldi.
İngiltere’nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktivite nedeniyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellendi. Araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla radyoaktiviteye maruz kalan Avrupa ülkesi ise Bulgaristan olarak belirlendi.
En yüksek radyasyon dozlarına, sayıları bini bulan acil durum çalışanları ve Çernobil personeli maruz kaldı. Çalışanların bazıları için maruz kaldıkları dozlar öldürücü oldu. Zaman içinde Çernobil’de çalışan kurtarma personelinin sayısı 600 bini buldu. Bunların bazıları, çalışmaları boyunca yüksek düzeyli radyasyona maruz kaldılar. Çöken radyoaktif iyodinden kaynaklanan çocukluk tiroid kanseri, kazanın en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Kazadan sonraki ilk aylarda, radyoaktif iyodin düzeyi yüksek sütlerden içen çocuklar yüksek radyasyon dozları aldılar. 2002 yılına kadar bu grup içinde 4000’den fazla tiroid kanseri teşhis edildi. Bu tiroid kanserlerinin büyük bölümünün radyoiyodin alımından kaynaklanmış olması ise çok muhtemel.
Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluşlar olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Uluslararası Sağlık Örgütü, Dünya Bankası gibi kurumların ve Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna yetkililerinin oluşturduğu bir organizasyon olan Çernobil Forumu 2005 yılında “Chernobyl’s Legacy: Health, Environmental and Socio-Economic Impacts” (Çernobil’in Mirası: Sosyo-ekonomik, Çevresel ve Sağlık Bakımından Etkileri) başlıklı bir rapor yayınlamıştır. Olay Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği (INES) skalasında 7 puanla değerlendirilmiştir.
Bağımsız kaynaklar yüzlerce yıl boyunca Pripyat ve komşu bölgelerde yerleşimin güvenli olmadığını söylemekteler. Ayrıca bölgeye giriş çıkışlar hala polis kontrolünde olup bazı bölgelere giriş yapılamamakta.
*Prof. Dr. Veli Deniz’in Önlem Dergisi’nde yayınlanan ilgili yazısı için: http://www.onlemdergisi.com.tr/chernobyl-nukleer-kazasi/

7. Tokaimura – Japonya (30 Eylül 1999)
30 Eylül 1999 tarihinde, Japonya’nın başkenti Tokyo’nun hemen dışındaki Tokaimura nükleer santralinde, üç yıldır aktif olmayan bir reaktör için yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyum hazırlandı. Ancak bu seviyede zenginleştirilmiş uranyum ile çalışma konusunda yeterli deneyime sahip olmayan çalışanlar, uygun olamayan bir çökeltme tankına izin verilenin çok üzerinde uranyum koydu. Tankın boşaltılması ile kritik zincirleme reaksiyon durduruldu; ancak bu süre zarfında maruz kaldıkları radyasyon sebebiyle iki işçi hayatını kaybetti. 400’e yakın kişi ciddi oranda radyasyona maruz kaldı. Yapılan incelemede bazı güvenlik önlemlerinin pahalı olduğu için uygulanmadığı anlaşıldı. . Olay Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği (INES) skalasında 4 puanla değerlendirildi.

8. Fleurus Irradiator Kazası – Belçika (11 Mart 2006):
Tıbbi cihazlara ait radyoaktif atik maddelerin işlendiği tesiste Co-60 kaynakları normalde kapsül içersinde bulunuyorlardı ve bir hücrede tutuluyorlardı. 11 Mart’ta görevli personel güvenlik konsolunda, (gerçekte irradiator de herhangi bir işlem yürütülmemesine rağmen) irradiatörün çalıştığını gösterir alarm aldı ve resetledi. Kaynağın bulunduğu hücreye 20 sn süre ile girip kontrol etti ve kapısını kapattı. Hemen ardından mide bulantısı ve kusma başladı fakat bunun kaynakla alakası olduğu aklına gelmedi. Birkaç hafta aşırı saç kaybı şikâyeti ile doktora başvurduğunda yaklaşık 480 rem radyasyona maruz kaldığı belirlendi. Alarmın kaynağını kontrol eden hidrolik sistem arızasından kaynaklandığı belirtildi. Olay Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği (INES) skalasında 4 puanla değerlendirildi.

9. Fukuşima – Japonya (11 Mart 2011)
Tōhoku depremi ve tsunamisi sonrasında, 11 Mart 2011’de Fukuşima Nükleer Santrali’nde atmosfere radyoaktif madde salınmasınımı gerçekleşti. Uzmanlar kazaları Çernobil felaketinden sonra en büyük ikinci nükleer kaza olarak tanımladı, tüm reaktörlerde sorun yaşanması ise bu felaketi bugüne kadarki en karmaşık nükleer kaza yaptı. Greenpeace’in kazadan bir yıl sonra hazırladığı rapora göre;
-Japon yetkililer ve Fukuşima nükleer santralini işletenler, ciddi bir kazanın riskleri konusunda yaptıkları varsayımlar konusunda tamamen yanıldılar. Gerçek riskler biliniyordu ancak görmezden gelindi ve üzerinde durulmadı.
-Büyük felaketlerle başa çıkma konusunda en hazırlıklı ülkelerden biri olarak bilinen Japonya’nın bile, büyük bir nükleer felaket karşısında yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Acil durum ve tahliye planları insanları radyasyondan korumaya yetmedi.
-Radyoaktif kirlenmeden uzaklaşmak için gerçekleştirilen tahliye çalışmaları yüz binlerce insanın hayatını değiştirdi. Bu insanlar, yeterli finansal destek olmadığı için yaşamlarını yeniden kuramıyor. Japonya, nükleer kazanın tüm maliyetlerinden işletici firmayı sorumlu tutan üç ülkeden biri. Ancak Japonya’da yükümlülük yasası ve tazmin programı gerektiği gibi işlemiyor. Kazanın üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, kazadan etkilenen insanlar kaderine terkedilmiş durumda ve zararlarının çoğu da Japon halkının vergileriyle ödenecek.
Not: Konuyla ilgili ayrıntılı okuma yapmak isteyenler aşağıdaki kaynaklardan yararlanabilirler. https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_nuclear_power_accidents_by_country
https://en.wikipedia.org/wiki/Nuclear_and_radiation_accidents_and_incidents